12
May
08

tanrının en sevdiği çocukları

dünyaya gelişimin nasıl olacağı hakkında bir fikrim yoktu yada dünyanın nasıl bir yer olduğu hakkında. bunları okurken beni başka bir gezegenden gelmiş olarak düşünebilirsiniz, çünkü ben yıllarca başka bir dünyanın hayaliyle ve o hayalin içinde yaşadım. şimdilerde ise hayal dünyasından zorunlu bir kaçışla buraya, hepinizin parçası olduğu kapitalist dünyaya, insanlar arası ilişkilerin yapay ve sahte olduğu gerçek dünyaya geldim.

burada işler gerçekten çok kötü, hiç hayalimde yaşadığım dünyaya benzemiyor. insanlar sürekli tüketim halindeler, kendileri de dahil herşeyi hızla tüketiyorlar. “kampanya” etiketleri, “indirimler” insanlar sürekli tüketsinler diye havada uçuşuyor. renkli, cıvıl cıvıl aldatmacalarla dolu alışveriş merkezleri ard arda açılıyor. insanlar buralarda ömürlerini tüketiyorlar. ve işin kötü tarafı tükettikleri dünyanın farkında değiller. aldıkları her ürünle bir insanın emek sömürüsüne katkıda bulunuyor, doğanın ve hayvanların katlinin fermanını veriyorlar. sanmıyorum ki altın almaya giden bir tüketim canavarı kaz dağlarının delik deşik edildiğini, siyanürün dünyayı mahvettiğini düşünsün. onun düşündüğü şey aldığı altını başkalarına gösterip hava atmak. ona ne ki doğadan? parasını verdi ne de olsa, gerisi çok da umrunda değil.

benim hayal dünyamda işler pek bu şekilde değildi, insanlar gereksiz tüketim eşyaları üretmiyor, renkli alışveriş merkezlerinde yaşamıyorlardı, hayatı ve dünyayı sevdikleri için yaşıyorlardı. bugün kendilerinin gördükleri dağları, tepeleri, sevimli hayvanları gelecek kuşaklarda görebilsin diye yok etmiyorlardı. dahası ilişkileri yıpranmamış, sevgi doluydu. bir “merhaba” demekten öte birbirlerinin sorunlarını, mutluluklarını paylaşan insanlardı. bu sebepten bizim oralarda ne pisikiyatri olayı vardır, ne de anti-depresan haplar.

ve buralarda güya insanları mutlu etmek için koyulmuş yasalar görüyorum ki bu yasalar insanları mutlu mu ediyor, yoksa sinir mi ediyor anlamaya çalışıyorum. sokaklarda insanlar “polis” denilen yasa koruyucuların zulmüne maruz kalırken, ciğerleri yakıcı biber gazları ile doldurulurken, “iş”, “ekmek”, “özgürlük” dedikleri için kafalarına coplar inerken, bu yasalar insanları nasıl mutlu edebilir ki? bizim oralarda insanların ne yasaları ne de yasa korucuyu canileri var. orada insanlar bunlar olmadan, birbirlerine güvenerek yaşabiliyorlar.

buralar bana çok sahte geldi, gerçekliğin sahteliği sanırım bu. bir gencin sırtından vurulup felç olması kadar gerçek, bir fahişenin verdiği mutluluk öpücüğü kadar sahte. fakat şunu biliyorum ki bu iğrenç sahtekar dünyadan nefret eden ve onu yok etmek için çabalayan binlerce yürek var, işte o yürekler benim hayal dünyamda birlikte yaşadığım insanlara ait. ve şimdi hepimiz sizin yaşadığınız sahte mutluluklar dünyasını yıkmak için “mecburen” buraya geldik. dillerimiz, kültürlerimiz, renklerimiz bambaşka fakat elimizdeki kırmızı-siyah isyan bayraklarından bizi tanıyabilirsiniz. bir sabah kapınızın önündeki jipinizi alev alev yanıyor olarak görürseniz bilin ki tanrının en sevdiği çocukları sizi ziyarete gelmiş demektir. bilin ki sizin sonunuz yakın demektir. bilin ki yarattığınız sahte dünya başınıza yakılıyor demektir.


0 Yanıt, “tanrının en sevdiği çocukları”



  1. No Comments Yet

Yorum Yapın




argüman

hayata dair yıkıcı yorumlar içerir. beyinde bulantı, kalpte ritim bozuklukları yaratır. yarattığı yıkımlar mecburi inşaaları beraberinde getirir. argüman bir kişinin, binlerce kişiyi kapsayan yaşam düşleridir.

günler, aylar geçer

Mayıs 2008
M T W T F S S
     
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031  

argüman kategorileri

argüman etiketleri

son 5 fikir

argüman foto

Una luz para CNN

White House Protest

IMG_5065

zombies

zombies

281208-01

More Photos